Cinayet bürodan Başkomiser Raci bir kez daha soruyordu:
- Adamı delirtme de doğru dürüst cevap ver. Hakan’ı neden öldürdün laan?
Bu defa ilk ikisinden daha hiddetliydi. Tarık’ın donuk gözleriyle temas kursa da hiçbir canlılık belirtisi alamıyordu.
Tarık, hiç suçlu gibi davranmıyordu. Oldukça soğukkanlıydı. Davranışlarında hiçbir tereddüt yoktu. Aynı soruya, üçüncü defa “Siz daha iyi bilirsiniz,” cevabını verdi.
Aynı lisanı konuşmuyorlardı sanki. Başkomiser çok basit bir soru sorduğundan emindi. Cinayeti işleyenin, karşısında oturan esmer genç olduğu da sabitti. Neden öldürdüğüne anlam veremiyordu bir türlü. Bu seyirle, öğrenmesi mümkün de görünmüyordu. Ya çocuk gerizekalıydı ya da çok gizli bir şeyler vardı. Belki de seri katildi.
Aynı özgüven Tarık’ta da mevcuttu. Öldürdüğü adamın kim olduğunu onların daha iyi bilmesi lazımdı. Ona göre Başkomiser anlamazlıktan geliyor veyahut bu tarz bilgiler daha üst rütbelilerle paylaşılyordu. Ama, nasıl olsa haber gelir. Acele etmenin âlemi yok.
Raci tam elini kaldırıp okkalı bir şamar indirecekti ki Tarık’ın irkilmez sebatını gördü bir kez daha. Ya gizli bir iş varsa? Derin devlet filan… Ya da çocuk zihinsel engelliyse?.. Tarık’ın kulağını fazla asılmadan çekti. “Şimdi helaya gidiyorum. Ben dönene kadar aklını topla, adam gibi anlat. Yoksa günah benden gider,” dedi ve fazla sarsmadan iki kez vurdu yüzüne: “Tamam mı koçum?”
Tarık’ın yüzündeki sinir bozucu ifadede hiçbir esneme emaresi yoktu. Raci, öfkeyle kapıyı çarpıp çıktı.
Seri adımlarla geldiği bölüme bir hışımla daldı. O esnada, Facebook’ta yeni keşfettiği bir sayfadan komik görselleri Polis Memuru Erdal’a gösteren Komiser Yardımcısı Tekin, şaşkınca bakakaldı. Heyecanla telefonu da elinden de düşürdü ki canından parça gitti. Bir gözü büro amirinde, aklı ise düştüğü yerden alelacele aldığı IPhone’undaydı.
Kızgınca “Şu içerdekini bir araştır,” dedi Raci.
- Tamam amirim. Bir problem mi var?
- Mal mal bakıyor yüzüme.
- İlk cinayetiyse…
- Bak, o hiç aklıma gelmemişti.
- Ne bileyim amirim, aklıma o geldi.
- Senden biliyorduk am… Adamı günaha sokma da araştırın iyice. Psikolojik destek filan alıyor muymuş, örgütle filan bağlantısı var mıymış?
- Tamam amirim.
Başkomiser konuşuyordu; lakin Tekin’in aklı düşen telefonundaydı. “İlk defa araştırıyoruz sanki,” dedi içinden. Daha 9 taksidi vardı IPhone’unun. Nasıl olsa bulgular gelecekti.
Raci, yine de kendini rahat hissetmiyordu. “Bilgiler gelene kadar elimizdekileri teyit edelim bir,” dedi. Hemen önündeki mavi dosyayı açan Tekin, “Tabii amirim,” dedi.
Erdal da Tekin’in zoruyla güldüğü resimlerden kurtulmanın rahatlığıyla, Başkomisere sordu:
- Çay getireyim mi amirim?
Raci “Hey Allah’ım ya,” diye söylenirken kollarını açtı. “Biz neyle uğraşıyoruz, bunların derdine bak.”
- İşine bak sen, işine.
- Emredersiniz amirim.
Erdal duvarlara baka baka uyuşukça odadan çıkarken, Tekin isteksizce söze girdi: “Amirim.” Erdal’ın mıy mıy davranışlarına tiksinerek bakan Raci, bir anda dikkatini Tekin’e çevirdi: “Evet”.
- Amirim… Bu Tarık, 1989, Merzifon doğumlu.
- Hııı…
- Liseyi Keçiören’deki Rauf Denktaş Lisesi’nde bitirmiş.
- Hızlı hızlı, hızlı hızlı…
- Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi son sınıftaymış.
- Dernek, parti üyelikleri filan?
- Hiçbir resmi kaydı yok amirim.
- İdeolojisi, çevresi, ailesi…
- İlk ifadelere göre, sessiz sakin bir çocukmuş… Memur çocuğu.
- Alkan’la Samet nerde?
- Alkan okuluna, Samet mahallesine gitti amirim.
- O dediğim şeyleri araştırsınlar. Örgüt, ideoloji durumları. Gerekirse odasındaki kitaplara, CD’lere filan da baksınlar. Ruhsal tedavisi filan var mıymış? Olmasa da arkadaşları o tarz bir belirti olup olmadığını anlarlar. Bir de faili meçhul cinayetler var mıymış son zamanlarda? O tip yok, ama seri katil filan çıkar maazallah.
- Olur amirim. Amirim bu arada, raporlu bir rahatsızlığı yok.
- Peki. Maktulle ortak noktaları var mı peki?
- Amirim… Şimdi… Maktul Hakan Selçukoğlu… 1979, Sakarya doğumlu. Nevşehir kütüğüne kayıtlı. Bir mağazada müdür yardımcısı olarak çalışıyormuş. Kendi işini kurmak için çıkmış oradan. Cebeci’de ikamet ediyor. Zararsız bir tip.
- Bu iki adamın ne gibi bir ortak noktası olabilir arkadaş? Çalıştığı mağaza neredeymiş?
- Abidinpaşa’da amirim.
- Peki, istihbari bilgi var mı aralarında kontak kurabileceğimiz? Eski sevgili filan.
- O da yok amirim. Hakan, evli. O konularda da mazbut olarak bilinirmiş.
- Ne sikik bir olaymış bu arkadaş! Tövbe tövbe…
Raci Başkomiser arzu ederek -hatta ihtirasla- geldiği cinayet bürodan artık iyiden iyiye bunalıyordu. Büro amirliğine gelirken böyle mi ummuştu? Birbiriyle bağlantılı olayları çözümleyecek, olaylara geniş çerçeveden bakacaktı.
“Bir de şu vukuata bak! Alakasız olaylar… Karşımda mesai dolduran tipsiz Komiser Yardımcısı da cabası. Göndereyim savcıya ne hali varsa görsün, âlemin delisi ben miyim?”
(Devam edecek)
